11 Mart 2010 Perşembe

Haftanin Analizi

Arkadaslar ilk hafta maclarinin analizini maalesef sicagi sicagina giremedik bazi problemler sebebiyle..Bundan sonra cok daha dikkatli ve hizli olacagimizdan supheniz olmasin..

Bu konuda bize yardimci olmak ve yazilarinizi theseniorscup.blogspot.com'da diger dostlarla paylasmak istiyorsaniz theseniorscup@gmail.com veya mahmutbalci17@gmail.com adreslerine yollayabilirsiniz..

Simdi sizleri Hakan Yazal'in klavyesinden haftanin degerlendirmesiyle basbasa birakiyoruz..

Kaleci Gözünden Kontrol-Kompitır Maç Analizi
Dün gece The Seniors Cup’ta iki mücadele vardı. Turnuvanın açılış maçı Manyetik-Uzatanlar maçına Kontrol ekibi olarak az da olsa bakma imkanımız oldu. Öncelikle belirtmek isterim ki Uzatanlar oldukça sıkı bir ekip olmuş. Kollektif futbol anlayışlarını benim izlemeye başladığım 20. dakikadan maç sonuna kadar koruyarak seyir zevki yüksek, halı saha maçlarına yaraşır şekilde driplinglerle delici oyuncularını bolca kullanarak oynadılar ve tarafımca haklı bir galibiyet elde ettiler. Defanslarındaki Murat Aykut-Emrah Bilgin ikilisine dikkat derim. Öte yandan Manyetik takımında göze çarpan bir kaleci zaafiyeti vardı. Tarafımca gizli forvet olarak kullanılabilecek bir Ozan Oktay kalede idi. Sebebi sorulduğunda “Abiee, çok kötüyüm abie bugün yeaaa...” diye cevap vermesi beni tatmin etmedi çünkü Ozan skoru her an değiştirebilecek kapasitede bir oyuncu. Manyetik kurmaylarının dikkatine. Ek olarak yeri gelince 7 numaralı Shevchenko-Milan formasının hakkını vererek ileri uçta etkin olan, yeri gelince orta sahaya geçip Seedorf’u andıran paslarıyla tad bırakan, yeri gelince de Nesta’laşan Erhan da takımın dinamosu gibiydi ancak çabaları takımının mağlubiyetine engel olamadı.
Sahada olduğum ve turnuvanın ikinci maçı olma özelliğine sahip Kontrol-Kompitır maçına gelince. Maç öncesi Ogün Şen’in “halka tatlıları” ile ağızları tatlanan Kontrol takımı oldukça morallendi. Ogün Şen konuyla ilgili açıklamasında “Abi Ulus’tan aldım, bilirsiniz ki en iyilerini Ulus’ta yapıyorlar nedense?!” şeklindeki manidar sözlerini sarfetti. İki kadronun da tamamlanmasıyla maç öncesi seramonide karşılıklı başarılar dilendi ve herkesin susacağı, kramponların konuşacağı sahaya geçildi.
Hava hafif yağmurlu, zemin ıslaktı fakat içimizdeki futbol ateşinden de olsa gerek bu ıslaklık bizi etkilemedi. İki tarafın da kontrollü futbolu tercih ettiği ilk 10 dakika karşılıklı ataklarla geçse de Kontrol takımı ağırlığını zamanla hissettirmeye başlayacağının sinyallerini forvet hattındaki Çağlar ve Tolga’nın etkin şutlarıyla gösteriyordu. Burada rakip kaleci Tuncer’e ayrı bir parantez açmak isterim, oldukça güzel kurtarışlar yaptı ve tarafımdan alkış aldı. Kompitır cephesindeyse kaleyi bulan bir kaç şut açık konuşmak gerekirse beni pek zorlamadı. 0-0 geçilen ilk 10 dakikadan sonra maçın ilk golü Kontrol takmının organize atağı sonucunda geldi ve skor tabelası 1-0’ı gösteriyordu artık. Ardından baskılı oyununu sürdüren Kontrol 2. golü atmak için fırsatlar yakaladıysa da başaramadı ve bir korner organizasyonu sonucu Kompitır’ın sahada ayak basmadık yer bırakmayan yıldızı Tuncer Soyer beni avlamayı başardı. Plase bir vuruşla solumdan giden topa yaptığım müdahale yeterli olmayınca skor 1-1’e geldi. Neyse ki Kontrol olarak cevabımız gecikmedi ve ardından geliştirdiğimiz atakta 2-1’i bulan golümüz “sahanın ve hatta turnuvanın en uzun boylu oyuncusu” ünvanlı Tolga’dan geldi. Bu dakikadan sonra baskılı oyunun meyvelerini toplamaya başladık ve son 20 dakikaya girilirken yalan olmasın 5-2 falandı skor. Sonrasında aldığım “Biraz fark açılırsa kaleden çıkarsın ooolum...” sözü sonucu kaleden çıktım ve bir korner organizasyonunda ön direği boş bırakan Kompitır takımının bu hatasını affetmeyerek arka direğe yaptığım boş koşuyu gören Çağlar’ın asistiyle turnuvada gol atan ilk kaleci ünvanını elde ettim. Hemen ardından sağ kanattan geliştirdiğimiz akında, gerilerden gelerek bana doğru çıkarılan topu önce “kontrol” ettim, ardından sol ayağıma çekerek yerden sol köşeyi gördüm ve kaleci Tuncer’i bir kez daha avladım. Bu dakikadan sonra Tuncer de isyanlara gelerek kaleden çıktı ve bir süre sonra takımının kazandığı penaltı vuruşunda o dakikalarda kalede olan Ogün Şen’i mağlup ederek “skor yapan kaleciler” klasmanına dahil oldu fakat bu çabalar farkı arttırmamızı engelleyemedi ve skor maçın uzaktan gözlemcisi Mahmut Balcı tarafından 13-4 olarak tescil edildi.
Bu skorun oluşmasında ileri hattımız Çağlar-Tolga ikilisinin payı büyük, gerçekten çok etkili şutlarla rakip kaleyi adeta bombardımana tuttular. Aralarındaki uyum sorununu maç kondüsyonları arttıkça atlatacaklarını düşünüyorum. Ancak Makina’dan Ceryan’a da getirdiğimiz, bununla yetinmeyip Kontrol opşınını seçtirdiğimiz Tutkun, oyunuyla ne kadar yerinde bir transfer olduğunu gösterdi ve izleyenlere parmak ısırttı. Maç öncesi yüksek tansiyondan şikayet eden oyuncumuz maç içerisindeki kritik hamleleriyle ve ileri uca verdiği destekle galibiyette önemli rol oynadı. Defans hattında mücadele veren Ogün Şen’in her zaman örnek aldığı Samuel Johnson’ın izinden gittiğini tekrar ispatladığı gecede, kondüsyon sıkıntısı yaşayan Özgür Tanıdır da ne kadar etkili bir sağ bek olabileceğini koşabildiği dakikalarda dosta düşmana gösterdi. Kaledeki oyunumun yorumunu siz sevgili dostlara bırakıyorum ama halı sahalarla ilgili hep söylediğim gibi: “Kale küçük!” Son olarak maça yedek oyuncusuz çıkan Kontrol’de bir süre sonra kondüsyonda gerilemeler görüldü, bu hususta bizden maça gelemeyen takım arkadaşlarıma da naçizane bir uyarı.
Rakibimiz Kompitır’a gelince de kaliteli kramponlara sahip olan takımın antrenmanlarda organizasyonlarını gözden geçirmeleri gerektiği aşikar. Taktiksel anlamda iyi kapanabildiklerini gözlemlesek de ilk golü yedikten sonra biraz ileri çıkan defans hatları arkada oldukça boş alan bıraktı ve kaleci Tuncer’e forvet hattımızla başbaşa kalmak sıkıntısını verdiler. En etkin oyuncuları gözlemleyebildiğim kadarıyla Cenk oldu. Hüseyin başlangıçta defansta ardından da kalede fena iş çıkarmadı. Genellikle sol kanadı kullanmayı tercih eden Ergin’in vasatı aşamadığı mücadelede gerilerden kanat bindirmeleri yapan Çağatay’ın çabaları da beklerimizin güzel ve “kontrollü” oyunlarıyla işe yaramadı. Orkun Başkan’ın orta alandaki beyhude hareketleri yüzümde bir kaç ufak tebessüm bırakmaktan öteye geçemezken Tuncer Soyer’in son dakikalarda bana üst üste 7 çalım atarak bulduğu gol, izleyenler için maçın en klas anlarından biri oldu. Kaleci Tuncer ise önünde etkili bir defansla çok daha büyük işler yapabileceğinin sinyallerini ilk dakikalarda vermişti. Ek olarak bir ara Ruhi de sahadaydı ama en son bayılmak üzereyken çıktı diye hatırlıyorum, neyse.
Rakibimize bundan sonraki maçlarında başarılar diliyor, takımım Kontrol’ü ise “kontrollü” ve saldırgan futbol arasında kurduğu denge sayesinde 3 puanı hanemize yazdırdığımız için tebrik ediyorum. Futbol sevginiz bitmesin...
N.Hakan YAZAL – Kontrol Kalecisi